Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim Çocuk Giyim
Çocuk Giyim

Anksiyete nedir? anksiyete belirtileri nelerdir?

Anksiyete belirtileri, kaygı, tehdit atında hissettiğimizde algıladığımız doğal bir dürtüdür. Düşünceleri, duyguları, fiziksel durumu etkiler.

Anksiyete belirtileri, endişeli ya da gergin olduğumuzda veya korktuğumuz durumlarda ki özellikle de gelecekte olabilecek durumlar hakkında endişeler duyduğumuzda ortaya çıkar. Kaygı, normal ve çoğu zaman da sağlıklı bir duygudur. Ancak düzenli olarak normalin dışında bir kaygı duyuluyorsa bu artık bir tıbbi hastalık olur.

Anksiyete Belirtileri

  • Panik, korku ve huzursuzluk,
  • Sakin kalamamak,
  • Uyku problemi,
  • Soğuk, terli, uyumuş ya da karıncalanan eller ya da ayaklar,
  • Nefes darlığı,
  • Ağız kuruması,
  • Kalp çarpıntısı,
  • Mide bulantısı,
  • Baş dönmesini, sayabiliriz.

Anksiyete belirtilerinde, aşırı kaygı durumunun zihinsel bir sağlık problemi olduğu durumları şu şekilde sıralayabiliriz

  • Kaygı halleri çok güçlü hissediliyorsa ya da uzun sürüyorsa,
  • Duyulan korku veya endişe, ilgili durumla orantılı değilse,
  • Endişe hissetmeye neden olabilecek durumlardan kaçınma varsa,
  • Endişeler kontrol edilmesi zor durumlara neden oluyorsa,
  • Panik atak tarzında anksiyete belirtileri düzenli olarak ortaya çıkıyorsa,
  • Günlük hayata dâhil olmak ya da zevk alınan şeyleri yapmak zor geliyorsa, bu durum zihinsel bir rahatsızlık boyutundadır.

Eğer bu tarz belirtileri gösteriyorsanız doktora başvurmakta fayda vardır. Yapılacak testler bu semptomlara neden olabilecek farklı rahatsızlık olup olmadığını ortaya çıkartır. Ancak hiçbir test, özel olarak anksiyete bozukluğunu da teşhis edemez. İlaç tedavisi ve psikoterapi anksiyete bozukluğu tedavisinde kullanılan yöntemlerdir.

Anksiyete bozukluğu belirtileri uzun sürer ve bu durumda olduğunda günlük yaşamda zorluklar yaşanabilir. Belirtilerin bazılarını bazı davranışlarla yönetme imkanı vardır. Şöyle ki;

  • Kahve, çay kola enerji içeceği gibi kafeinli yiyecekler ve içecekler azaltmalıdır.
  • Doğru yemek, iyi uyku ve egzersiz yapmak yardımcı olacaktır.
  • Uyku problemi kaygıyı artıran bir durumdur. Öncelikli iyi bir uyuma rutini geliştirmek gerekir.

Huzursuzluk, yerinde duramama ve gezinme isteği de bu belirtilere eşlik edebilir.
Anksiyete belirtileri temel olarak beyin hücreleri arasında iletişimi sağlayan serotonin, GABA gibi sinir ileti maddelerinin düzeylerinde dış uyaranların veya içsel süreçlerin neden olduğu değişikliklerle ilişkilidir. Anksiyete, el titremesinden felce kadar tüm nörolojik belirtileri taklit edebilir.

Anksiyetede, potansiyel bir tehlike algılandığında kaygı devreye girerek organizmanın zarara uğramasını engeller ve yaşamın devamını sağlar. Örneğin, ormanda yürürken bir ayı ile karşılaşıldığında, kaygı merkezi alarma geçerek organizmaya “kaç” mesajı verir. Kalp atışı ve nefes alış verişi hızlanır, bu da kaslara daha fazla oksijen gitmesini sağlar. Böylece daha hızlı kaçabiliriz.

Eğer anksiyete, gerçek bir tehdit unsuru olmaksızın sanki tehlike varmış gibi, abartılı şiddette ve kişinin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyecek şekilde ortaya çıkıyorsa; süreğen endişe veya dehşet duygusu ile ilişkilendiriliyorsa bu “anormal anksiyete” diye söz edebileceğimiz, klinik ilgiyi hak eden patolojik bir olgudur.

Patolojik kaygının ( anksiyetenin) sıklığı, süresi ve şiddeti önemli ölçüde değişkenlik gösterir. Kendiliğinden, beklenmedik anda ortaya çıkan kısa süreli, yoğun kaygıya “panik atağı” adı verilir. Bu durumda kişi bedensel duyumlarına aşırı ilgi göstermeye başlar. Örneğin kalp çarpıntısı kalp krizi olarak yorumlanabilir. Spesifik durumlar veya nesnelerle karşılaşıldığında ortaya çıkan kaygı ise “fobi” ya da “durumsal anksiyete” olarak adlandırılır. Örneğin agorafobide, kişi kalabalık dükkanlara, sinema veya tiyatroya gitmek istemez. Kaygı atağı yaşaması durumunda bu yerlerden kaçıp çıkmanın zor olacağı, kimsenin yardım edemeyeceği, doktora ve hastaneye ulaşamayacağını düşünür. Fobiler özgül olabileceği gibi sosyal durumlara ilişkin de olabilir. Örneğin, okulda veya iş yerinde diğer kişilere sunum yapmak, diğer insanların olduğu yerlerde yemek yemek, davetlere gitmek sosyal fobisi olan kişi için oldukça korkutucudur. Diğer kişilere alay konusu olacağı, rezil olacağı gibi düşüncelerle yoğun uğraşı halindedir. Takıntılı düşüncelerin yarattığı kaygıyı gidermek adına tekrarlayan davranışların eşlik ettiği anksiyete türü ise “obsesif kompulsif bozukluk” olarak adlandırılır. Örneğin, kirlenme ve mikrop kapma endişesi olan bir kişi, temizlenmek amacı ile defalarca ellerini yıkayacaktır. Kişinin başından geçen korkutucu, üzücü, kaygılandırıcı bir olay sonrasında korku yaşamaya başlaması ve bu korkuya eşlik eden bedensel duyumların ortaya çıkması ise “travma sonrası stres bozukluğu” adını alır. Savaş, işkence, tecavüz, doğal afet gibi olaylara maruz kalmak ve bunlar sonrasında yaşanan anksiyete bulguları rahatsızlığın çekirdeğini oluşturur. Anksiyete de kişi, olumsuz anları tekrardan gözünün önüne gelen resimler veya düşünceler şeklinde yeniden yaşantılar. Uykusuzluk, ani hareket ve seslere karşı aşırı hassasiyet ve fiziksel ağrılar bu rahatsızlıkta en sık görülen belirtiler arasındadır.

Anksiyete Tedavisi Nedir?

Yukarda bahsi geçen belirtilerden bir ya da birkaçını yaşıyorsanız, en kısa sürede bir psikiyatri uzmanına başvurunuz. Öncelikle durumunuza tanı konması, sonra da uygun tedavinin verilmesi gerekir. Temel tedavi opsiyonları anksiyolitik ve antidepresif ilaçlar ile bilişsel-davranışçı terapidir. Bir uzman klinik psikolog tarafından uygulanacak basamaklı maruz bırakma çalışmaları, nefes egzersizleri ile bilişsel ve davranışçı müdahalelerin tedavi sonucu üzerinde önemli bir etkisi vardır.

Anksiyete tedavisi çok kısa bir zaman diliminde olumlu yanıtlar veren bir tedavidir. Anksiyetenin şiddetine göre tedavi süreci ve süresi değişiklik gösterir. Anksiyete tedavisinde bazı ilaçlar ve psikoterapi uygulanır.  Bu ilaçlar antidepresan ve anksiyolotik ilaçlardır. Hastanın anksiyetesinin yoğunluğu ilacın dozunu belirlemede yardımcıdır. Bu ilaçlar uzman tarafından verilmeli ve uzman gözetiminde alınmalıdır. Antidepresan ilaçların etkisinin bir-iki haftadan önce başlamayacağı bilinmelidir. Anksiyete tedavisinde psikoterapi ise ilaç tedavisiyle birlikte ya da ayrı ayrı uygulanabilir. Bilişsel davranışçı terapi anksiyete tedavisinde uygulanan bir psikoterapi yöntemidir. Oldukça etkili olduğu için anksiyete tedavisinde kullanımı sıklıkla tercih edilir. 5-6 seanstan sonra hastalar artık anksiyetesini kontrol altında tutabilir hale gelebilir. Ek olarak hastaya gevşeme egzersizleri yaptırılır. Anksiyeteye neden olabilecek başka psikiyatrik hastalıklar olabilir bu hastalıkların tanılanması ve hastanın anksiyeteyle birlikte bu hastalığı da tedavi edilmelidir.

Anksiyete Tanısı Nasıl Konulur?

Her hastalıkta olduğu gibi anksiyete de bazı belirtiler verir. Bu belirtilerden en az üç tanesi altı aydan uzun bir süre gözlemleniyorsa ve anksiyete bireyin yaşamını olumsuz etkilemeye başlamışsa bir uzmana başvurulur ve uzman tarafından yapılan fiziksel muayene ve testler sonucunda anksiyete tanısı konulur. Tanı konulduktan sonra anksiyete tedavisine başlanır.

Lütfen ,, Yazıyı paylaşın !
error

Platformumuzu Beğendiyseniz, Lütfen Paylaşın!!!